İçeriğe atla
Dans müzik ayinler neşe renk
Anasayfa Dans müzik ayinler neşe renk

Dans müzik ayinler neşe renk

Dans eden figürler ve renkli soyut biçimlerden oluşan, neşeyi ve hareketi anlatan sanatsal kompozisyon

Dans müzik ayinler neşe renk

Özge Koz Sanat Atölyesi

Biz düşsel düşünmeyi seven gerçekçileriz.

Neşe ve ritüel kavramını önce eski Yunan'a sonra Freud'un "düş " ruhun açığa çıkmasına kadar götürerek sanatla paralel çabasını anlatmaya çalışacağım.
Eski Yunan,filozoflar İnsanın "bilincin" ne olduğunu anlamaya çalışırken hareketi tanımladıklarını lakin onun içindeki hep zıttıyla varolan hüznü,neşeyi,nefreti,melankoliyi tanımlayamadıklarını anladılar .Hareketin içinde bir şey olmalı deyip bu belirlenimlere ruh adını verdiler.
  1- Her şeyin bir nedeni vardır.
  2-Hiçbir şey yoktan var olmamıştır.
Bu ilkeleri unutmadan Platon; zaten içimizde varıolduğunu Aristoteles aranarak bulunabilecek bir şey olduğunu söylüyor.Nefs ,püsüke "beni ben eden o şeye" evrimleşerek ,mantık ve ölçülülük yasalarıyla ulaşılabileceğini.Epikür'de acıdan kaçınarak yapılabileceğini söylüyor.
  Her şeyin temelinde olan "arke",hava,su ateş,toprak.Apeyron denilen her şey ondan çıkar ve ona döner.Evrenin içinde değişmeyen bir öz olduğunu ,bizim de evrenden bağımsız olmayan bir öze dahil olduğumuzu ve karşılıklı birbirini belirlediğini   .Arzular ve akıl yoluyla açığa çıkacağını söylüyorlar.Ritüeller,ayinler,sanat yoluyla insan içindeki bu özü açığa çıkararak gerçekleştirebilir.Püsüke "kendi doğasını açığa çıkarabilme eylemleridir".Diyonisos ayinleri bu maksatla yapılır .Yıllar sonra Freud' da arzular açığa çıkarılmadığı taktirde ,özün içinde bulunduğu kabı çürüteceğini söyler.
Ektazist ve katarsis tarih içinde iki yönteme dönüşür uyuşma ve arınma Kendi özümüze ulaşmak için yapılan bu faaliyetler,huzur,neşeyi getirirler .   

Zaman içinde bulunulan an değil bulunma halidir.Sanatsal faaliyetler " bir sanat eseri incelemek de dahil",Eser içinde bulundurduğu anlamlarıyla hem o dur hem sensindir ve bir tutma hali gerçekleştirir.
Her biçim bir düşüncenin biçimleştirilmesi her eseri iç benliğimizin bir dışavurumu olarak kavrarız.Sadece iç zorlamanın ürünü olan eser ruhsal bir anlama sahiptir.
Her birey kendini bu tür zorlamalara tabi tutmalıdır.Eser üretmeye talip olmalıdır yolun kendisi,onu püsükesine yaklaştıracaktır.Sadece akademinin elinde yasa gibi kesin kuralları olan bir şey olduğunu düşünerek sanat faaliyetleri ile araya mesafe koymak insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir.Zanaat bile gayret çaba ve ustalık ile sanat eserine dönüşebilir .Estetik bakış kazanımı ,matematik formüllerin de bile yol gösterici unsurdur.
Sanat özünde deneyimlemek ve onu tekrar deneyimlemek ilkesine dayanır .Canlı olan her şey deneyimlenen şeylerdir.Canlı ve hayat dolu olan şey deneyim edimi ruhun ruhsal bir yeteneğidir.Daha kaba maddi maddi fenomenler açısından deneyim üreten şey fiziksel duyulardır,buna karşı daha hassas ve daha ruhsal fenomenler açısından bunu yapan tinsel duyulardır.
Biçimi algılamak etkilenmektir ve etkilenmek biçim vermektir.En küçük duyu kıpırtısı bile hareketi başlatan bir biçimdir Hareket biçimi doğurur.Biçim hareketi doğurur.Her nokta,her çizgi,her yüzey,her cisim,her gölge,her ışık hüzmesi ve her renk hareketin ve kendileri de hareket üreten doğal biçimlerdir Dans Ayinler Müzik Renk Düşler Bizler düşsel düşünmeyi seven gerçekçileriz.Dans Ayinler Müzik Renk Düşler Bizler düşsel düşünmeyi seven gerçekçileriz.
Her düşünce akışına neredeyse değişmez bir şekilde onun çelişkili karşılığı eşlik eder .Bu malzeme bizim uyanıkken düşündüklerimize   kıyasla,bildiğimiz özelliklerin hiç birinden yoksun değildir.Eger bunlar bir düşe dönüşecek olursa,ruhsal malzeme onu aşırı yoğunlaştırarak,bir bakıma yeni yüzeyler yaratacak olan bir iç dağılma ve yer değiştirmeye  ve durumların yapılanması için en uygun olan kısımları yeğleyecek şekilde yapılacak bir seçme işlemine sokacaktır .Düş düşüncelerinin tözsel  içeriğini devralır ve aynı zamanda yönlendirir.
Bilinçaltımızın rüyalarla , sanat,bilinç açıkken çağrışımlar yoluyla,ruhsal sembollerle  yapar.Bilinçaltınızda ne varsa onu sanat  üretimimizde açığa çıkarmış olur kendi kendinizi onarmış kendinlik yolunda bir adım daha atmış olursunuz.

Dans müzik ayinler neşe renk Biz düşsel düşünmeyi seven gerçekçileriz.

İlgili Hizmetler

İlgili Çalışmalar

#sanat felsefesi #dionysos ayinleri #katarsis #ekstasis #antik yunan felsefesi #psükhe #ruh kavramı #freud #düş kuramı #bilinçaltı #sanatta ruhsallık #dışavurum #biçim ve hareket #neşe #ritüel

Sıkça Sorulan Sorular

Psükhe, Antik Yunan düşüncesinde canlılığı ve iç yaşantıyı taşıyan ilkeyi, yani ruhu ifade eder. Filozoflar hareketi tanımlayabilirken neşe, hüzün, nefret gibi iç halleri açıklayamadıklarını fark etmiş ve bedeni canlandıran bu görünmez ilkeye ruh adını vermiştir. Kavram zamanla 'kişiyi kendisi yapan öz' anlamını kazanmıştır; psikoloji sözcüğünün kökeninde de aynı sözcük yer alır.

Dionysos ayinleri, Antik Yunan'da şarap, bereket ve coşku tanrısı Dionysos adına düzenlenen törenlerdir. Müzik, dans ve şarap eşliğinde katılımcılar gündelik benliklerinin sınırlarından çıkar, kendinden geçme yoluyla içlerindeki özle temas etmeyi amaçlardı. Bu ayinler tragedyanın doğuşuyla da ilişkilendirilir; sanatın insanı arındıran ve dönüştüren gücünün en eski örneklerinden sayılır.

Katarsis, arınma anlamına gelen Yunanca bir kavramdır. Aristoteles, Poetika'da tragedyanın izleyicide korku ve acıma duyguları uyandırarak bu duygulardan arınmayı sağladığını söyler. Sanat yoluyla bastırılmış duyguların güvenli bir biçimde açığa çıkması ve ruhsal bir rahatlama yaşanması olarak da yorumlanır. Yazıda katarsis, ekstasis ile birlikte insanın kendi özüne ulaşmak için başvurduğu iki temel yöntemden biri olarak ele alınır.

Ekstasis kendinden geçme, gündelik bilincin dışına çıkma halidir; müzik, dans ve ayin gibi yoğun deneyimlerle yaşanır. Katarsis ise birikmiş duyguların boşalarak arınmasıdır. İlki bir tür coşkulu taşma, ikincisi bir temizlenme olarak düşünülebilir. Tarih içinde bu iki yol, insanın kendi özüne yaklaşmasını sağlayan tamamlayıcı deneyimler olarak hem ritüellerde hem sanatta karşımıza çıkar.

Arkhe, ilk Yunan filozoflarının her şeyin kendisinden çıktığı temel ilke ya da ana madde için kullandığı kavramdır. Thales suyu, Anaksimenes havayı, Herakleitos ateşi arkhe olarak önermiş; Empedokles ise toprak, su, hava ve ateşi dört temel öğe saymıştır. Anaksimandros'un apeiron'u gibi soyut yanıtlar da verilmiştir. Kavram, evrende değişmeyen bir öz arayışının ilk felsefi ifadesidir.

Apeiron, Anaksimandros'un ortaya attığı, sınırsız ve belirsiz olan anlamına gelen kavramdır. Ona göre her şey bu sınırsız kaynaktan çıkar ve yeniden ona döner. Su ya da ateş gibi belirli bir maddeyi değil, tüm karşıtlıkları içinde barındıran tükenmez bir kaynağı ifade eder. Yazıda apeiron, evrenle insan arasında ortak ve değişmeyen bir özün bulunduğu düşüncesine örnek olarak anılır.

Freud düşleri bilinçdışına açılan bir yol olarak görür. Uyanık yaşamın düşünce malzemesi düşe dönüşürken yoğunlaştırma ve yer değiştirme gibi işlemlerden geçer; arzular sembollere bürünerek açığa çıkar. Freud ayrıca arzuların hiç dışa vurulmaması durumunda kişinin ruhsal sağlığının zarar göreceğini düşünür. Bu yönüyle düş görmek, tıpkı sanat gibi, iç dünyanın kendini ifade etme biçimlerinden biridir.

Düşlerin uykuda yaptığını sanat uyanıkken yapar: çağrışımlar, semboller ve biçimler aracılığıyla iç dünyadaki malzemeyi görünür kılar. Resim yaparken seçilen renkler, çizgiler ve kompozisyonlar çoğu zaman bilinçli olarak planlanmaz; içsel bir zorunluluktan doğar. Bu yüzden yalnızca iç itkiyle üretilen eserin ruhsal bir anlam taşıdığı kabul edilir. Üretim süreci, kişinin kendini tanımasına ve bir tür onarıma dönüşür.

Platon ruhu bedenden önce var olan, doğuştan içimizde bulunan bir öz olarak görür; bilgi ona göre bir tür hatırlamadır. Aristoteles ise ruhu hazır verilmiş bir şey değil, yaşam boyu aranarak gerçekleştirilen bir olanak olarak düşünür; ona mantık ve ölçülülük yasalarıyla ulaşılır. Epikuros da iyi yaşamın acıdan kaçınıp dinginliğe ulaşmakla mümkün olduğunu savunur.

Sanat üretmek, iç dünyadaki duygu ve düşünceleri biçime dökerek görünür kılar; bu da kişiye rahatlama, neşe ve kendini tanıma imkanı verir. Yazının vurguladığı gibi önemli olan sonuç kadar yolun kendisidir: düzenli üretim çabası insanı kendi özüne yaklaştırır. Estetik bakış kazanmak ayrıca gündelik hayatta ve başka disiplinlerde de yol gösterici bir duyarlılık geliştirir.

Hayır. Yazının en güçlü vurgularından biri, sanatı yalnızca akademinin katı kurallarına ait bir alan sayıp onunla arasına mesafe koymanın insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biri olduğudur. Gayret, çaba ve ustalıkla zanaat bile sanat eserine dönüşebilir. Her birey eser üretmeye talip olabilir; hobi amaçlı resim kursları bu yolculuğa başlamak için uygun bir başlangıçtır.

Atölyedeki hobi ve yetişkin resim derslerinde teknik eğitimin yanı sıra sanatın insana iyi gelen, ifade edici yönü de önemsenir. Temel resim eğitiminde biçim, renk ve kompozisyon çalışılırken katılımcılar kendi iç dünyalarını görsel dile aktarmayı deneyimler. Ders içerikleri ve programlar hakkında ayrıntılı bilgi için atölyeyle iletişime geçebilirsiniz.

Sanata dair sohbete atölyede devam edelim — sorularınız için bize ulaşabilir ya da Bahçelievler'deki atölyemizi ziyaret edebilirsiniz.