İçeriğe atla
Boşluk Nedir?
Anasayfa Boşluk Nedir?

Boşluk Nedir?

Boşluk ve doluluk dengesini simgeleyen minimal mimari kompozisyon

Boşluk Nedir?

Özge Koz Sanat Atölyesi

İlk başta boşluk ve hiçlik arasında bir ayrım yapalım.

İlk başta boşluk ve hiçlik arasında bir ayrım yapalım.Boşluk,herhangi bir var olanın bulunmadığı var olandır,hiçlik ise herhangi bir var olanın bulunmadığı,herhangi bir var olanın bulunmamasının da mevcut olmadığı haldir,bu halin var olduğunu ya da hiç 'hiçer' gibi tanımlara girmemek için düşüncemizin her zaman bizim algımıza bağlı olduğunu belirtmemiz gerekir bu nedenle hiçin var olduğunu söylersek de bu bizim algımızda geçerlidir,yoksa bayılma durumunda,bayılma sonrası deneyimimize göre belirlidir ki hiçlik var değildir,hiçlik ancak hiçlik sonrası var olanın yorumu üzerine,yorumsal olarak vardır.

 

Boşluk herhangi bir var olanın olmadığı var olandır ve bu nedenle günlük yaşamda deneyimlenebilir;zira aslında boşluk var olanın olmadığı bir var olan olarak zamansal andalık,şimdilik,mutlak ideal tek an olarak yani bir soyutlama olarak vardır.Bunun dışında boşluğun var olan olarak tanımlanması,boşluğun belirlenebilmesi için boşluk dışında var olanların varlığını bir var olan olarak boşluktan ayırt etmeyi gerektirir.Bu ayırt etme ise boşluğu sadece zaten tanıyorsak var olabilir.Boşluğu ise tanımıyor olduğumuz için onu tanımsal olarak arıyoruz.Peki tanımadığımız bir şeyi nasıl düşünebiliriz?Onu düşündüğümüzü sanarak.Aklımızda var olansız bir var olan yaratırız ve buna boşluk deriz ama sonra düşünürüz ki bu var olansız var olan da boşluk olmayan bir var olan olabilir mi?Bu düşünme yolu da şuna varır,bir var olan olarak boşluk kendi ayırtsızlığının gösterdiği üzere en azından şimdilik bizim için var değildir ve biz onu yanlış düşünerek,yanlış bir soyutlama içinde ele alarak sahte olarak var ettik ve onun var olmadığını,boşluğun gereksiz bir soyutlama olduğunu anladık,bu nedenle boşluk kavramını artık kullanmayacağız.

 

Peki doluluk nedir?Doluluk,boşluğun tanımı olan var olansız var olanın olmadığı ama bu olmayışın hiçlik olarak ya da var olanlı var olansız şeklinde değil de herhangi bir var olanın var oluşuna bağlı olarak kurulumudur.İlk iki belirlenimi saymazsak -çünkü onlar başka kavramlarla karıştırmamak için kullanıldı,bir ayırt edici olarak- doluluk bir var olanın edimsel olarak var olmasıdır,potansiyel olarak değil.Edimsel olarak var olanın zihinsel tasarımı ölüm,bayılma gibi bireysel yok oluş deneyimlerinin kendisinden kaynaklanan zıtlık ile var olabiliyor,yani edimsel var olan kavramının şu an ben de var olup bir maymunda olmamasının -en azından öyle sanıyorum- türlü sebepleri olsa da bir tanesi bu.Bu şekilde edimsel var olan kavramının da aslında deneysellik sonucu fakat apriori özdeşlik ilkesine bağlı olarak algılanması durumu betimlenmiş oluyor.

 

Gelelim temel soruya,soruyu biraz değiştirerek sorarsak mimarlıkta boşluğun yeri mi değiştirilir doluluğun yeri mi?Ben bu soruya boşluğun 'boş' bir soyutlama olduğundan bu argümanda yer almayacağını,doluluğun yer alması gerektiğini savunarak cevap vermeye başlarım.Doluluğun yani var olanın edimsel olarak var olmasının mekansal olarak yer ve biçim değişimi mimarlığın tematik bir tanımı olabilir;ancak burada mekan kavramının ne olduğuna da kısa bir şekilde göz atmamız gerek.

 

Mekan kavramı,bana kalırsa yine mekansızlık deneyiminin mekansızlık deneyimi sonrası yorumu sayesinde anlaşılabilen bir olgu,tabi burada zıtlıklar sayesinde algılamanın apriori olduğunu belirtmek zorundayım ve apriori olan benim lügatımda Kant'da olduğu gibi evrensellik içerse de ben evrensellik tanımının varsaydığı genel insan kavramına karşı olduğumdan ötürü yalnızca bu tanımın izin verdiği insan tanımının anlatımda yer alacağını yani evrensel olanın normal anlamıyla evrensel olmayacağını belirmek suretiyle ilerlersem mekan kavramının algılanışının apriori olduğunu ancak mekan kavramının kendisinin mekansızlık ile anlaşıldığını söylemekle beraber mekan kavramının kendisinin deneyimlenmesi için yine var olan olmayan bir var olan yani boşluğun deneyiminin gerekli olduğunu düşündüğüm için mekanın da boş bir soyutlama olduğuna inanıyorum;ancak mekan kavramı da boşluk kavramı elbette geometride olduğu gibi aksiyomatik olarak kullanılabilir;fakat sorguladığımız temel soruda aksiyomatik bir kavram olan boşluğun,kendi alanı dışında analitik olmayan deneysel yani sentetik bir kullanımı söz konusu olduğundan bu alanda kullanılmayacağını belirtmeliyim lakin mekan kavramının burada kullanılmasının sebebi mekanı boşluk ile tanımsal olarak 'neredeyse' özdeş kılmam,fakat vurgulamalıyım 'neredeyse'.Burada nüansı yaratan şey,boşluğun aksiyomatik anlamda olması mekanın ise günlük yaşamdaki,sağduyuyla ilişkin boşluk kavramına,yani mekana ait olması.Özetle,mekan,boşluğa,sağduyu eklenmesidir denebilir.Sağduyu ile de kastettiğim şey masanın yerini değiştirdiğimde,masayı bu odadan farklı bir odaya aldığımda oluşan 'mekan' değiştirme durumu oluyor.Yani aksiyomatik olan boşluk kavramı burada eklenen sağduyu ile aslında aksiyomatik olan parçasını bir ölçüde eksiltiyor,eksilen ölçü boşluğun tanımının kendisindeki var olansız var olanın,var olansız var olan,ama var olanlı var olanmış gibi görünmesindendir,bir nevi sağduyu ideolojisi.Konuyu daha fazla saptırmamak için burada sözümü kesiyorum.

 

Neticede,benim cevabım doluluğun yerinin değiştirildiği üzerine oluyor,yani var olanın.Doluluk var olan değil tabi,var olanın durumunu ifade ediyor,bir nevi 'var olmaklık',yani bir mekanda var olmaklık.Şu an dizüstü bilgisayarım odamda mevcut halde.Odam bilgisayarım ve daha fazla şeyi içerdiğinden,yani bilgisayarımın kendisinden daha geniş bir mekan olduğundan bilgisayar-oda ikilisinde oda mekan oluyor,bu da sağduyunun metodolojisinden birisi,yani genişlik ya da büyüklük ilişkisi.Bu algıdan devam edersek,mimarlık var olanın, var olanın biçimini değiştirerek,onu farklılaştıran,onu estetik kılan yönelimler ve bunların matematiksel formülasyonlarının tezahürünü var eden alan anlamına geliyor,boşluğun değil.

 

Bu kavramlar hakkında düzeltilmesi ve söylenmesi gereken daha çok şey var, en başta hiçlik konusunda ama burada kesiyorum daha da uzamaması için.

 

Yazar | Barak Dominik Çekim

 


Boşluk Nedir ? | İndir

İlgili Hizmetler

İlgili Çalışmalar

#boşluk #hiçlik #doluluk #mekân #ontoloji #varlık felsefesi #mimarlık felsefesi #kant #a priori #soyutlama #negatif alan #figür-fon ilişkisi #felsefi deneme

Sıkça Sorulan Sorular

Boşluk, en yalın tanımıyla içinde herhangi bir var olanın bulunmadığı bir var olandır; yani şeylerin yokluğunu barındıran ama kendisi yine de var sayılan bir çerçevedir. Antik atomculardan bu yana felsefe, cisimlerin hareket edebilmesi için boşluğun gerekip gerekmediğini tartışmıştır. Bu yazı ise daha radikal bir sonuca varır: boşluk, tanımı gereği ayırt edilemeyen ve bu yüzden gereksiz olan bir soyutlamadır.

Yazıya göre boşluk, herhangi bir var olanın bulunmadığı ama kendisi var olan bir durumdur; hiçlik ise var olan bulunmamasının bile mevcut olmadığı haldir. Boşluk bir kap gibi düşünülebilirken hiçlik, kabın kendisinin de yokluğudur. Hiçlik doğrudan deneyimlenemez; ancak bayılma örneğinde olduğu gibi, sonrasında geriye bakılarak yapılan yorumla, yalnızca yorumsal olarak var sayılabilir.

Doluluk, yazıda bir var olanın edimsel yani fiilen var olması durumu olarak tanımlanır ve potansiyel varlıktan ayrılır. Doluluk kendisi bir nesne değil, var olanın var olmaklık halidir. Yazar, edimsel varlık kavramının ölüm ve bayılma gibi bireysel yok oluş deneyimlerinin yarattığı zıtlıkla algılanabildiğini savunur: varlığı, kesintiye uğrayışının deneyimi üzerinden kavrarız.

Yazara göre mekân, boşluk kavramına sağduyunun eklenmesiyle oluşur: iki kavram neredeyse özdeştir ama aynı değildir. Boşluk aksiyomatik ve soyut bir kavramken mekân gündelik yaşama aittir; masayı bir odadan diğerine taşıdığımızda deneyimlediğimiz şey mekândır. Sağduyunun yöntemi büyüklük ilişkisidir: bilgisayarı içeren oda, ondan daha geniş olduğu için ikilinin mekânı sayılır.

Yazının temel sorusu budur ve yanıtı nettir: mimarlık boşluğun değil doluluğun yerini ve biçimini değiştirir. Boşluk boş bir soyutlama olduğundan argümanda yer alamaz; mimarlık, edimsel olarak var olanın biçimini değiştirerek onu farklılaştıran, estetik kılan yönelimlerin ve bunların matematiksel formülasyonlarının alanı olarak tanımlanır. Bu, mimarlık kuramındaki mekân-kütle tartışmasına özgün bir katkıdır.

Mimarlık kuramında bir yapının özünün duvarlar ve döşemeler gibi kütleler mi, yoksa bunların çevrelediği mekân mı olduğu uzun süredir tartışılır. Kimi kuramcılar mimarlığı mekân sanatı olarak tanımlarken, bu yazı karşı kutbu savunur: mekân ve boşluk birer soyutlamadır; mimarın fiilen biçimlendirdiği şey edimsel olarak var olandır, yani doluluktur. Bu tartışma, tasarım eğitiminde kompozisyon anlayışını doğrudan etkiler.

Yazıya göre hayır; hiçlik ancak sonradan, yorum yoluyla var sayılabilir. Bayılan kişi bayılma anında hiçbir şey deneyimlemez; hiçlik dediği şeyi ancak ayıldıktan sonra, yaşadığı kesintiye geriye dönük anlam vererek kurar. Dolayısıyla hiçlik doğrudan yaşanan bir hal değil, var olanın kesintisi üzerine yapılan yorumsal bir çıkarımdır. Düşüncemiz her zaman algımıza bağlı kaldığı için hiçliğin kendisine ulaşamayız.

A priori, deneyimden önce gelen ve deneyimi mümkün kılan bilgi türüdür. Kant'a göre mekân ve zaman, dış dünyadan öğrendiğimiz kavramlar değil, algının a priori formlarıdır; her deneyimi zaten onlar üzerinden yaşarız ve Kant bunları evrensel sayar. Yazar a priori kavramını kullanmakla birlikte, Kant'ın evrensellik varsayımının dayandığı genel insan tanımına karşı çıkarak kavramın kapsamını bilinçli biçimde sınırlandırır.

Aksiyomatik kavram, doğruluğu ispatlanmadan kabul edilen ve bir sistemin başlangıç taşı olarak işlev gören kavramdır; geometrideki nokta ve doğru gibi. Yazar, boşluğun geometride aksiyomatik olarak meşru biçimde kullanılabileceğini kabul eder; ancak mimarlık sorusunda boşluk kendi alanı dışına çıkarılıp deneysel yani sentetik biçimde kullanıldığından geçersizleşir. Kavramların hangi alanda geçerli olduğunu ayırt etmek bu yüzden önemlidir.

Negatif alan, bir kompozisyonda nesnelerin kendisinin değil, aralarındaki ve çevrelerindeki boş yüzeylerin oluşturduğu biçimdir. Desen eğitiminde nesneye değil çevresindeki alana bakarak çizmek, oran ve biçim hatalarını fark etmenin en etkili yollarından biridir. Yazının boşluk-doluluk tartışması, resimde figür-fon ilişkisi olarak bilinen bu temel kavramın felsefi arka planını sunar.

Evet; Özge Koz Sanat Atölyesi'nin karakalem kursu ve temel resim eğitimi programlarında kompozisyon çalışmaları figür-fon ve doluluk-boşluk dengesi üzerine kurulur. Öğrenciler eskiz ve desen çalışmalarında negatif alanı görmeyi, kütle ile boş yüzey arasındaki gerilimi kullanmayı öğrenir. Güzel sanatlar ve mimarlık bölümlerine hazırlanan öğrenciler için bu kavrayış özellikle önemlidir; ayrıntı için atölyeyle iletişime geçebilirsiniz.

Sanata dair sohbete atölyede devam edelim — sorularınız için bize ulaşabilir ya da Bahçelievler'deki atölyemizi ziyaret edebilirsiniz.