---
title: Kandinsky
description: Sanatta ruhsallık üzerine Wasily Kandinsky kitabından alıntılar içermektedir.
url: https://kozsanat.com/blog/kandinsky
type: article
image: https://kozsanat.com/Upload/blog/03103bb9-4e98-4f2d-b9e0-78e75ab66718.jpg
date: 2026-04-25
modified: 2026-04-25
author: Özge Koz Sanat Atölyesi
category: Sanat Kuramı
tags:
  - kandinsky
  - sanatta ruhsallık
  - soyut sanat
  - içsel anlam
  - sembolizm
  - post-izlenimcilik
  - cezanne
  - gauguin
  - kübizm
  - picasso
  - maeterlinck
  - sinestezi
  - ses sembolizmi
  - tevfik fikret
  - renk ve müzik
lang: tr-TR
---

# Kandinsky

![Wassily Kandinsky'nin soyut resim diline gönderme yapan renkli geometrik formlar ve ritmik kompozisyon](https://kozsanat.com/Upload/blog/03103bb9-4e98-4f2d-b9e0-78e75ab66718.jpg)

> Sanatta ruhsallık üzerine Wasily Kandinsky kitabından alıntılar içermektedir.

1 - WASSİLİY KANDİNSKY  NOTLARI VE İNCELEMELER 



Sanatta ruhsallık üzerine Wasily Kandinsky kitabından alıntılar içermektedir.



Michelangelo'nun her şeyi saran dehası 'sembolist7 ünvanını tam anlamıyla hak eden,El Greco'nun eseridir.Goya üzerindeki etkisi yanında Manet'in üzerindeki İspanyol etki de El Greco'dan kaynaklanmaktadır.Aynı zamanda,Rembrant'ın ve baştaBrouwer olmak üzere çağdaşlarının,Delacroix,Decamps ve Courbet'in eserlerine olan etkileriyle Fransız sanatına iz bırakmış olduklarıhatırlanırsa,Cezanne ve Gauguin'e giden yol açıkca görülecektir.



 



'Sembolis gelenek'sözü,sanatçı nesilleri arasındaki bilinçli benzerliği ifade etmek üzere kullanılmaktadır.Kandinsky'nin dediği gibi;"sanattaki ilişkiler dışsal forma dayalı değillerdir;içsel anlamın kavranışına dayanırlar"Bazen hatta sık sık dışsal forma dayalı benzerlik ortaya çıkacaktır.Oysa ruhsal ilişkileri değerlendirirken,yalnızca içsel anlam göz önüne alınmalı.



 



Elbette ki ilksel sanatın içsel bin anlama sahip olmadığını savunan bir çok insan var;onların değişiyle 'arkaik anlatım'ilkel taklit etme güdüsü ve yetersiz malzemeden kaynaklanmaktadır.Bu insanların bir kısmi Post - izlenimciliğin en sert düşmanlarıdır;ve gerçektende nasıl böyle düşünebildiklerini anlamak çok zordur.Onlar:'sanatın içten ,fakat eğetimsiz ve yetersiz olduğu bir çağdan bir şeyler öğrenmeye çalışan Resim,yüzyıllarının bilgi ve becerisini bile bile reddetmiş olur'derler.İlksel sanatın yalnızca eğitilmemiş naturalizim olduğu varsayımını bertaraf etmek kolay olmayacaktır;ancak bu varsayım ortadan kalkmadıkça,sembolist düşüncenin anlaşılması için pek az umut vardır.



 



Bu görev yeni hareketin dostlarının,Yeni ilksel görüşle bir çocuğun görüşü arasındaki kurdukları benzerlik nedeniyle,daha da zor bir hal alır.Benzerliğin bir zerre gerçeklik içermesi onu daha zararsız kılmaz.Çocuk yeni ve dönüşmemiş bir görüş algısına sahiptir ve bu yeni hareket açısından önemli bir unsurdur;ancak bunun ötesinde bir benzerlik yoktu ve hiçbir sanatta da böyle bir benzerlik olmamalıdır.Teknik beceriksizliği taktir etmekle,sade bir görüş elde etmek farklı şeylerdir.Yalınlık ya da farkları çok az algılayan görüş-gerçek bir post izlenimci özelliğidir.O gözler ve esas olanı seçer.Sonuç mantıklı ve teferruatlı bir sentezdir.Böyle bir sentez,basit hatta kaba bir teknikle ifade bulacaktır.Ama süreç,ancak naturalist süreçten sonra gelebilir;onu önceleyemez.Zihni çağrışımlarla doldurulmamış ve konsantrasyon gücü ilgilerin çeşitliliği ile zayıflatılmamış olduğundan çocuk,doğrudan bir görüşe sahiptir.Çizim tekniği olgunlaşmamıştır ve çizimin normalden farklı oluşu,kabiliyet eksikliğinden kaynaklanmaktadır.



 



İlk örnek anlattıklarımı daha açık hale getirecektir.Çocuk bir peyzaj çizer.Resmi gözünün önündeki nesnelerden yalnızca bir ya da ikisini içerir.Bunlar ona önemli gelen nesnelerdir.Fakat aralarında hiç bir ilişki yoktur;kağıdının üstünde biçimsiz şekiller gibi ayrı ayrı dururlar.Oysa post izlenimci nesnelerini onlar vasıtasıyla peyzajın tüm duygusunu ifade etme düşüncesiyle seçer.Seçimi ilk anda dikkat çekenlere değil,bütünü oluşturan unsurlara yöneltir.Gauguin'in Agoy in the garden adlı resmindeki İsa figürü,acı ve kederden bitkindir.Bu sanatçılar eserlerini hiç bir çocuğun sahip olamayacağı kadar acı bir deneyimle doldurmuşlardır. Bu nedenle Post izlenimcilik ile çocuk sanatı arasındaki benzerliğin yanlış olduğunu ,eğitimli bir adamın ya da kadının ,bir çocuk gibi resim yapmasının imkansız olduğunu tekrarlıyorum.Cezanne, Gauguin her ikisi içinde,resmettikleri şeyin en uçtaki ve içteki anlamı,geçici ve dışsal anlamından daha önemli olmuştur.Cezanne bir ağaçta bir elma yığınında ,bir insan yüzünde ,bir grup yıkanan kadın ya da izlenimci resmin gösterebileceğinden daha kalıcı bir şey görmüştür.Çağdaş bir eleştirmenin taktire değer bir biçimde ifade ettiği gibi,o bir ağacın 'ağaçlığını' resmetmiştir.Fakat her yaptığı şeyde,gerçek bir Fransız'ın mimari anlayışını göstermiştir.Peyzajları kaya ve tepelerin yapısına dair derin bir algıya dayanıyordu ve bu yapısal yanıyla sanatı oluşturan materyal,gerçek doğanın geniş haznesinden alınmıştır.



 



Gauguin,Cezanne'dan daha fazla görkem ve ateşe sahiptir.Resimleri trajik ya da tutkulu şiirlerdir.Aynı zamanda geleneksel formu içsel olana feda etmiştir.Sanatı ruhsal olana, doğal nesneler ya da kelimelerle ifade edimeyecek olan o derin noktaya doğru durmadan ilerler.Temsili formları terk edilişi doğal ifade vasıtalarını bırakmasına neden olmamıştır;yani insan figürü,ağaçlar ve hayvanlar onun resminde bulunurlar.Fakat onun temsilin tam reddine Cezanne'den daha yakın oluşu,takipçilerin izlediği yol ile görülür.Cezanne'dan sonra gelenler kübizme kadar pek bir şey yapmamışlar, benzerleri ve etrafında gezinmişlerdir.



 



Kübizmin Cezanne' da ki, varlığını maddenin kendisine borçlu yapısal bir sanattaki kökeni,onun salt duygusallığın savunulamaz olduğu iddiasını meydana getirir.Duygular katmanlardan ve çatışan basınçlardan ibaret değillerdir.Gerçekler bırakılırsa gerçeklik soyut matematik haline gelir.Bana göre Picasso bir gerçeklik parçasını -bir rakam bir düğme,bir kaç büyük harf-açısal gösterimleri çevreleyen aurayla birleştirmeye çalıştığında ,fütüristik bir hatayı paylaşmış oluyor.Aslında nitelik bakımından farklılaşan izlenimler arasında bir uzlaşmazlık olmalı .Modern müziğin yeni bir eğilimi, sesin realizmine yöneliktir.O sanki realizmden müziğe doğru gitmeye çalışır .Kandinsky ,resme o gücü vermeye,renkle ses ve çizgiyle sesin ritmi arasındaki  en azından mantıklı benzerliği kanıtlamaya çalışmaktadır.Picasso,rengi oldukça az kullanmakta ve kendisini çatışan açıların neden olduğu bir dizi çizgi etkisine hapsetmektedir.Yani amacı makul de ,Kandinsky'nin amacından daha küçük ve sınırlıdır. Michael T.H.Sadler.



 



Hindistanda uzun yıllar yaşamış olan Madam Blavatsky bu 'vahşi'lerle 'uygarlığımız'arasında bir bağlantı görebilen ilk kişidir. O andan itibaren,bugün pek çok insan dahil olduğu ve teosofik toplumda maddesel bir forma sahip olduğu varsayılan muazzam bir ruhsal hareket başlatmıştır.Bu topluluk ruhun sorununa içsel bilgiyle yaklaşmaya çalışan gruplardan oluşur.(ilginç bir kadın incele sonra,tibet rahiplerinin bile bilmediği bir dilde yazılan öğreti yazıları,notları ingilizceye çeviriyor).



 



Maeterlinck Bizi doğru ya da yanlış bir şekilde doğaüstü varsaydığımız  bir dünyaya götürür.Maleine Prensese,Yedi Prenses,Aveugles ler vs.,Shakespear'in kahramanları gibi eski zaman insanları değildir.Onlar kendi ölümleriyle tehtid edilen,görünmez ve karanlık güçlerin daimi  korkusu altında bulutların arasında yitmiş önemsiz ruhlardır.



 



Ruhsal karanlık,bilinmeyenin verdiği güvensizlik ve korku halinde bulundukları dünyanın tamamına yayılmıştır.Maeterlinck belki de ilk kahin ve ilk sanatsal reformculardandır; yukarıda anlatılan düşüşün sonunu haber veren kahinlerdendir.Ruhsal atmosferin kasveti,yolunun üstünde olmaması gereken bir korkuyu dile getirerek şaşkınlık ve kılavuzluk arasında bocalayan korkunç fakat yol gösterici bir el eserinde açıkça görülebilir.



 



Maeterlinck,bu atmosferi sanatsal vasıtalarla yaratmaktadır .Kullandığı malzeme( karanlık dağlar,ay ışığı,bataklıklar,rüzgar,baykuşların çığlıkları vb.)sembolik bir rol oynamakta içsel notanın sunulmasına yardımcı olmaktadır.Maeterlinck başlıca teknik silahı,sözcükleri kullanış biçimidir.Sözcük içsel armoniyi ifade edebilir.İçsel armoni ,kısmen ya da belki de çoğunlukla ,adını verdiği nesneden doğar.Ama nesnenin kendisi görülmeyip adı işitildiğinde, işitenin zihni yalnızca soyut bir izlenim elde etmektedir.Yani nesne,madde halinin dışına çıkmış ve kalpte, kendisiyle uyumlu bir titreşim oluşmuştur.



 



Sözcüğün( şiirsel anlamıyla)zekice kullanımı ve bu sözcüğün iki,üç,hatta şiirin ihtiyacına göre daha da sık tekrar edilmesi,yalnızca içsel armoniye hizmet etmekle kalmaz;ayrıca sözcüğün varlığı bilinmeyen ruhsal özelliklerini gün ışığına çıkartır.Bunun da ötesinde,bir sözcüğün sıkça tekrar edilmesi(yine çocukların çok sevdiği,oysa sonraki yaşamda unutulan bir oyun),sözcüğü asıl dışsal anlamından yoksun bırakır.Benzer bir şekilde resimde de,çizilen nesnenin görünüşünden kaynaklanan soyut mesaj kaybolur ve anlamını yitirir.Bazen belki de bilinçsiz bir şekilde,bu gerçek armonin,nesnenin maddesel anlamıyla ya da daha sonra maddesel olmayan anlamıyla birlikte geldiğini duyarız.Ama ikinci durumda gerçek armoni,ruh üzerinde doğrudan bir etkide bulunur.Ruhun belirli bir nesneye bağlı olmayan etkilerden kaynaklanarak yaşadığı duygulanımlar,çok daha karmaşıktır;bu müziğin içinde zil ya da çalgılardan kaynaklanan heyecan çok daha önceden ruha dokunan bir etkidir.Bu gelişim çizgisi, geleceğin edebiyatına muazzam olanaklar sunmaktadır.Bu sözcük -güç- sıcak topraklar' da gelişmemiş bir şekilde kullanılmıştır.İlk başta yalnızca nötr bir izlenim yaratan kelimeler,Maeterlinck'in onları kullanışıyla gerçekten de çok ince bir anlama sahip olur.'Saç' gibi bilindik bir sözcük bile,belirli bir biçimde kullanıldığı taktirde, bir hüzün ve umutsuzluk atmosferini pekiştirebilir.Bu Maeterlinck'in metodudur.Kendi başlarına somut bir varlığı olan gök gürültüsü,şimşek ya da bulutların ardındaki ayın ,sahnede ,doğada yarattıklarından çok daha büyük bir dehşet hissi yaratmak için kullanılabileceğini gösterir.



 



KARANLIK SU



Şu kötü yapıtımı sunuyorum size

Ki ölülerin düşüncelerini andırır

Ve pişmanlıklarımın kır tanrısı üstüne

Ay ışığı fırtınayı yola çıkarır



Düşlerin yılanları mor

Keleplenmiş uykumun ortasına

Güneşte boğulmuş aslanlar

Ve kılıçlar isteklerimin başında



Uzak suların dibinde zambaklar

Ve açılmayan eller kapanıp da

Ve kırmızı saplı düşmanlıklar

Aşkın yeşil yas giysileri arasında



N'olur acıyınız söze, Tanrım! 

Bırakınız kalsın donuk dualarım

Ve ay otların içine sızmada

Biçmek için geceyi ufuklarda.




Çeviri: Cemal SÜREYA



Maurice Maeterlinck



 



ŞARKI



Bir gün döner…

## Sıkça Sorulan Sorular

### Kandinsky kimdir?

Wassily Kandinsky (1866-1944), Moskova doğumlu Rus ressam ve sanat kuramcısıdır; soyut sanatın öncülerinden kabul edilir. Hukuk kariyerini bırakıp resme yönelmiş, Münih'te Der Blaue Reiter (Mavi Atlı) grubunun kuruluşunda yer almış, sonrasında Bauhaus'ta ders vermiştir. 'Sanatta Ruhsallık Üzerine' adlı kitabı, rengin ve formun ruh üzerindeki etkisini ele alan, modern sanatın en etkili kuramsal metinlerinden biridir.

### Sanatta Ruhsallık Üzerine kitabı neyi anlatır?

Kandinsky'nin 1911'de yayımlanan kitabı, sanatın maddesel taklitten kurtulup içsel ve ruhsal olana yönelmesi gerektiğini savunur. Renklerin müzikteki sesler gibi ruhta titreşimler uyandırdığını, sanatçının bu 'içsel zorunluluk' ilkesiyle çalışması gerektiğini öne sürer. Kitap, sembolizmden teosofiye dönemin düşünce akımlarıyla diyalog kurarak soyut sanatın kuramsal temelini atmıştır; yazıdaki alıntılar bu kitabın çevirisinden ve çevirmen Michael Sadler'ın değerlendirmelerinden derlenmiştir.

### Kandinsky'ye göre sanatta içsel anlam nedir?

Kandinsky'ye göre sanattaki gerçek ilişkiler dışsal forma değil, içsel anlamın kavranışına dayanır. İki eser görünüşte birbirine benzeyebilir; ama ruhsal akrabalık ancak eserin taşıdığı iç anlamda aranmalıdır. İçsel anlam, sanatçının doğayı kopyalamak yerine deneyimin özünü, görünenin ardındaki ruhsal titreşimi ifade etmesidir. Bu ilke, El Greco'dan Cezanne ve Gauguin'e uzanan 'sembolist gelenek' fikrinin de temelidir: nesiller arası bağ, biçim benzerliği değil ruh ortaklığıdır.

### Post-izlenimci resim ile çocuk resmi arasındaki fark nedir?

Yazıda aktarılan değerlendirmeye göre çocuk, zihinsel çağrışımlarla yüklenmemiş dolaysız bir görüşe sahiptir; ancak çizimindeki yalınlık beceri eksikliğinden kaynaklanır ve resmindeki nesneler arasında bütünlük ilişkisi yoktur. Post-izlenimci ise nesnelerini peyzajın tüm duygusunu ifade etmek üzere bilinçle seçer; yalın görünen sonucu, mantıklı ve olgun bir sentezdir. Bu sadeleşme natüralist eğitim aşamasından sonra gelebilir, onu önceleyemez. Eğitimli bir sanatçının çocuk gibi resim yapması bu yüzden imkânsızdır.

### Cezanne resminde neyi aramıştır?

Cezanne, bir ağaçta, bir elma yığınında ya da bir insan yüzünde izlenimci resmin gösterebileceğinden daha kalıcı bir öz görmüştür; çağdaş bir eleştirmenin deyişiyle bir ağacın 'ağaçlığını' resmetmiştir. Peyzajları kayaların ve tepelerin yapısına dair derin bir algıya dayanır; bu yapısal kavrayış onu geçici görüntünün ötesine, nesnenin kalıcı mimarisine taşır. Kübizmin yapısal kökeni de Cezanne'ın bu maddeye bağlı, kurucu sanat anlayışında aranır.

### Gauguin'in sanatı neden ruhsal sayılır?

Gauguin, geleneksel formu içsel olana feda etmiştir; resimleri trajik ya da tutkulu şiirler gibidir. Sanatı, doğal nesnelerle ya da kelimelerle ifade edilemeyecek o derin ruhsal noktaya doğru ilerler. İnsan figürünü, ağaçları ve hayvanları resminden atmamış, ama onları temsilin ötesindeki anlamın taşıyıcısı yapmıştır. Temsili formun tam reddine Cezanne'dan daha yakın durması, kendisinden sonraki kuşakların soyutlamaya giden yolunu açmıştır.

### Kandinsky renk ile müzik arasında nasıl bir ilişki kurar?

Kandinsky renk ile ses, çizgi ile ritim arasında yapısal bir benzerlik olduğunu savunur; resme müziğin doğrudan ruha dokunan gücünü kazandırmak ister. Moskova'daki gün batımını 'dev bir orkestranın fortissimo çaldığı senfonik bir final' olarak betimlemesi bu duyular arası algının ifadesidir. Duyuların birbirine karışması anlamına gelen bu sinestezik yaklaşım, rengin nesneden bağımsız olarak duygu uyandırabileceği fikrine, oradan da soyut resme giden yolu açar.

### Maeterlinck'in Kandinsky için önemi nedir?

Belçikalı sembolist yazar Maurice Maeterlinck, Kandinsky'nin gözünde ilk kahinlerden ve sanatsal reformculardandır. Maeterlinck sözcüğü, adlandırdığı nesneden bağımsız bir iç armoni taşıyan malzeme olarak kullanır; bir sözcüğün tekrarı onu dışsal anlamından soyup ruhsal özünü açığa çıkarır. Kandinsky bu yöntemde kendi resim kuramının edebi karşılığını görür: nesne madde halinin dışına çıkar ve kalpte kendisiyle uyumlu bir titreşim doğar. Bu, soyut ifadenin dildeki öncüsüdür.

### Teosofi ve Madam Blavatsky Kandinsky'yi nasıl etkilemiştir?

Uzun yıllar Hindistan'da yaşayan Helena Blavatsky, Doğu öğretileriyle Batı düşüncesi arasında bağ kuran teosofi hareketinin kurucusudur; ruhun sorununa içsel bilgiyle yaklaşan bu akım dönemin sanat çevrelerinde geniş yankı bulmuştur. Kandinsky, kitabında bu ruhsal hareketi maddeci dünya görüşüne karşı bir uyanışın işareti olarak anar. Sanatın görünen dünyanın ötesindeki gerçekliğe açılan bir kapı olduğu inancı, teosofik düşünceyle beslenen bir zemin üzerinde yükselir.

### Ses sembolizmi nedir, Tevfik Fikret'le ilişkisi ne?

Ses sembolizmi, seslerin anlamdan bağımsız olarak duygu ve izlenim uyandırması ilkesidir; sözcüklerle betimlenebilen ama sözcüklere çevrilemeyen bu etkiye Jakobson'dan hareketle sinestezik anlam da denir. Edebiyat araştırmacısı Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret'in şiirinde bu tekniği ilk inceleyen isimdir: 's' sesinin serinlik ve sükûnet, 'ş'nin gürültü ve parlaklık, 'l'nin geceye ait uzak şeyler izlenimi verdiğini gösterir. Yazı bu yöntemi Kandinsky'nin titreşim kuramıyla yan yana okur.

### Kandinsky'ye göre Picasso ile kendi amacı nasıl ayrışır?

Kitabın çevirmeni Michael Sadler'ın değerlendirmesine göre Picasso rengi oldukça az kullanır ve kendini çatışan açıların ürettiği çizgi etkilerine hapseder; gerçeklik parçalarını kübist kurguya ekleme denemeleri de fütüristik bir hata sayılır. Kandinsky'nin amacı ise daha geniştir: renkle ses, çizgiyle ritim arasındaki benzerliği kanıtlayarak resme müziğin ruha doğrudan işleyen gücünü kazandırmak. Biri biçimin analizine, diğeri rengin ruhsal titreşimine odaklanır.

### Soyut resim çalışmaları atölye eğitimlerinde yer alıyor mu?

Evet, Özge Koz Sanat Atölyesi'nde renk, ritim ve kompozisyon üzerine kurulan soyut çalışmalar programın parçasıdır; atölyenin 'soyut tekrarlar' çalışmaları bu arayışın somut örneğidir. Yağlı boya kursunda öğrenciler önce gözleme dayalı sağlam bir temel edinir, ardından Kandinsky'nin işaret ettiği içsel ifade alanına adım adım geçebilir. Program içeriği için atölyeyle iletişime geçebilirsiniz.

### Güzel sanatlar hazırlığında Kandinsky gibi sanatçıları bilmek gerekir mi?

Sınavların merkezinde desen ve gözlem becerisi olsa da, güzel sanatlar fakültesi hazırlık sürecinde modern sanatın dönüm noktalarını tanımak adaya belirgin bir donanım kazandırır. Kandinsky'nin soyutlamaya geçişi, mülakatlarda ve dosya sunumlarında sıkça konuşulan konulardandır. Atölyenin hazırlık programında teknik çalışmalar, sanat tarihi ve kuram sohbetleriyle desteklenir; böylece öğrenci hem eli hem bakışı gelişmiş olarak sınava girer.

