---
title: Balthus
description: Balthus anılar, Derleyen; Alain Vircondelet
url: https://kozsanat.com/blog/balthus
type: article
image: https://kozsanat.com/Upload/blog/2ca97fdb-c444-460e-ae08-55db42adca76.jpg
date: 2026-04-11
modified: 2026-04-11
author: Özge Koz Sanat Atölyesi
category: Sanatçılar
tags:
  - balthus
  - figüratif resim
  - modern resim
  - piero della francesca
  - rilke
  - henri michaux
  - desen
  - portre sanatı
  - gerçeküstücülük
  - mozart ve resim
  - ressam anıları
  - zanaat olarak resim
  - 20. yüzyıl resmi
  - alain vircondelet
lang: tr-TR
---

# Balthus

![Loş bir resim atölyesinde şövale, tuval ve boya takımlarıyla Balthus'un sessiz ve tefekküre dayalı resim anlayışını çağrıştıran görsel](https://kozsanat.com/Upload/blog/2ca97fdb-c444-460e-ae08-55db42adca76.jpg)

> Balthus anılar, Derleyen; Alain Vircondelet

Balthus anılar ,Derleyen; Alain Vircondelet ,Çeviri ;Orhan Suda ,alıntılar içermektedir.



Metinde adı geçen diğer ressam ve şairleri de inceledim, düşünce haritası net algılansın diye .İyi okumalar :  )



 



İnceleyeceğim ressam Balthus( 1908- 2001) Özellikle erotik çağrışımlı genç kız resimleriyle ün yapan Balthus,modern resmin öncü akımlarının hiç birine katılmamış ve İtalyan pirimitiflerinden,Cezanne'dan,Bonnard'dan,Uzakdoğu resminden esinlenen 'figüratif' bir biçemi sonuna dek korumuş olmasına karşın,gerek Picasso,Giacometti,Jouver,Char gibi sanatçı veyazarlar,gerekse döneminin önemli eleştirmenleri tarafından,20.yy.en iyi ressamlarından biri olarak nitelendirilir.Balthus anılar derleyen Alain Vircondelet.Türkçe çeviri Orhan Sudan. Başka çok sayıda kaynaktan istifade ederek inceleyeceğiz ressamımızı. Victor Hugo'nun Cezanne alayını düşünüyordum:O da yoksulların arabasını yeğlemişti son komutana gitmek için.İlk balçık,Pantheon kadar değerlidir.Her ikisi de anlatılmazı barındır kendi içinde.



 



Bir gün,yeni binyılın çocukları çağımızın resmine baktıklarında,bunca akımın ünlendirdiği XX.yüzyılında, iki yalnız adamın,Balthus'le Pİcasso'nun egemen olduğunu hayretle göreceklerdi.Picasso,insanlara yeni bir dünya görüşü dayattığı için,Tanrı'nın yaratmış olduğunu yıkıp yeniden inşa etti;bir özel adı,cins adına dönüştürdü.Saflığın ve çift anlamlılığın tutkunu Balthus,görüneni yoğurarak aşkınlığa dönüştürdü;Masaccio'nun-ve o pek sevdiği-Piero della Francesca'nın ardından,ruhun ressamı oldu.Aydınlık bir bilincin ve körleşmiş duyuların yer ettiği bir bedenin kırılganlığına bağlı o gizemli rusallığı simgelemek için büyük İtalyan ressamları,şeytan'ın acı çektirdiği göksel yaratıklar çıkarttılar yokluktan.Oysa Balthus,onları değil ergenliğin sancılı ve tadına doyulmaz sıkıntılarını çeken ,tomurcuklanmış genç kızları yeğledi



 



Meleklerin cinsiyeti var mıdır?Ya da Teiresias gibi iki cinsiyetli midirler?Baltus bilmezlekten geldi bu gereksiz tartışmayı ve deviniminden daha baskın tedirgin edici bir devinimsizliğe dönüştürdü onların kanatlı hafifliklerini.Hiçbir zaman göz kırpma yoktur Balthus'te,küstah ve kılı kırk yaran bir yüreğin atılımları vardır sadece.Onun yeni yetme kızları,bacaklarını dalgınlıkla ve belli belirsiz açıyorlarsa eğer,dünyanın kökenini simgeleyen bu kutsal kavkıyı yüceltmek içindir.Günahın dine aykırı düşmediği bir dindir onun sanatı ve kutsal iletinin,çocukların erişebileceği yerlere bırakılmaması gerektiğini hatırlatır çoğu zaman Tanrı bedeni, bedenin arzularını,şeytana uymalarını,günahlarını pek hor görmediği içindir ki oğlu İsa'yı bunlarla yoğurdu ve insanlara teslim etti.Ruhun soloğudur arzu;ve hem içimizdeki hem dışımızdaki bu arzudur,modellerinin bakışında Balthus'un açığa vurduğu.



 



Balthus-Dali'nin hatta Magritte'nin tersine-gerçeküstücülüğü hiçbir zaman dayanak ya da bir çıkar kaynağı olarak kullanmadı.Mesajını özümseyip başkalaştırdı onu;kısacası gösterişçiliğin ve gözalıcı çığırtkanlığın yerine,Balthus'ü yarattı,eşsiz bir biçimde.Önceden tasarlama yoktur onun bilgelik ve düş yüklü resimlerinde.Balthus göz kamaştırmak istemez,büyüler;tedirgin etmez allak bullak eder;kışkırtmaz coşturur.Erdemi açık saçıklığın aynasına dönüştürerek,yeniden oluşturduğu ışığını, kendi toprak ve ten renklerini sunar güncele.



 



Bir tiyatro yönetmeni değildir Balthus, sesizliği kanatan bir zanaatkardır,görgü kurallarını altüst eden bir şairdir.Erotizmi bir ilahiye dönüştürerek dikizcileri aylakları düş kırıklığına uğratır.



 



Kendi ağzından resmini anlatmasına kulak verelim, resmi ve hayatından kesitler.



 



Ağır ağır, acele etmeden.Tuvale bakmak,onun önünde derin düşüncelere dalmakla geçen bu saatleri seviyorum.Onu seyretme geçen saatleri.Kendi sessizliklerine sarmalanmış benzersiz saatler bunlar.Kocaman soba gürül gürül yanar kışın.Atölyenin bildik gürültüleri;Setsuko'nun(setsuko eşi) boyaları karışı,fırçanın tuvale sürtünüşü,sessizliğe bürünmesi her seyin.tuval üstünde kendi gizlerine gömülmüş biçimlerin belirmesine,çoğu zaman belli belirsiz yapılmış ve tablonun konusunu,sınırsız bilinmeyen bir başka şeye yönelten değişikliklere başlamaya hazırla kendini.



 



Zamanın evcilleştirilmesi,içinde yaşadığım iklime uydurulması gerektiği düşüncesini,zamana anlam vermek biçiminde anlıyorum.Tuvale harcanmış zaman sayesinde tanrısal esine ulaşmak.Resim Tanrısal gizeme erişmenin,Tanrı katından bir kaç parıltı devşirmenin aracıdır.Böbürlenme değil bu alçakgönüllülük daha çok.Bir ışık parçası devşirecek konuma yerleşmek.Ruhsallık sarmış her yanını.Montecalvello'nun tüm pencerelerinden bir tablo serilir gözle önüne;Bir tablo ya da bir dua,aynı şeydir bu.Lekesiz bir saflıktır görünen;geçip giden zamanın yıkımından koparılmış bir andır.Ele geçirilmiş bir ölümsüzlüktür.Bir tabloyu yaklaşık on yılda yapmakla ün salmışımdır.Ne zaman bittiğini bilirim tablonun.Artık hiçbir fırça dokunuşu,başka hiçbir renk izi değiştirmeyecektir nihayet erişilmiştir o dünyayı,algılanmaz o gizli mekanı.Atölyede sessizlik içinde edilen uzun dua sona ermiş, sessiz seyre dalış son bulmuştur.Bir güzellik düşüncesine erişilmiştir.



 



Resim yapmak,hem bir iç zorunluluk,hem de bir zanaattır.Çağdaş resmin yanılgılarının,bu emek yoksunluğundan,bu zorunlu sessizliği umursamazlıktan kaynaklandığını tekrarlamak gerekir.Resim uzun bir süreçtir;ve bu süreçte her rengin,tıpkı bir müzik notası gibi,diğer renklerle bir araya gelmesini ve birlikte doğru sesi vermesini sağlamak gerekir.Evet renkler ancak diğer renklere oranla var olurlar.Müzikteki gibidir bu;örneğin bir ton belirlediğinizde-sol majör ya da sol minör gibi -her şey değişir.Bir başka renk kattığınız anda,başka bir şey meydana gelir.Tekrar ediyorum, bir renk ancak yanında bir başka renk olunca bir işlev kazanır,adeta bir tını üstlenir.Tablodur,bana zamanın çılgınca dönen tekerleğinin peşine takılmamayı öğreten şey.O koşmaz zamanın ardından.Ve erişmeye çabaladığım şey tablonun gizemidir.Devinimsizliktir.



 



Kimse düşünmüyor gerçekte resim sanatının ne olduğunu.Bir zanaattır resim,örneğin bir ırgatın,bir köylünün zanaattı gibidir.Bir çukur açmak gibidir.Hedeflenen amaca denk düşen,belli bir fizik çaba gerekir,gizemlere ulaşmak,olanaksız ,derin uzaklara ulaşmak gerekir.En eski yollara.Çok yakından tanıdığım Mondrian'ın,onun vaktiyle yarattığı her şeyi,örneğin o çok güzel ağaçları hatırladıkça üzülüyorum.Doğaya bakıyordu onu resimlemeyi biliyordu.Ama günün birinde soyut resme daldı.Çok güzel bir günde,akşamüzeri güneş henüz batarken,Giacometti'yle birlikte onu görmeye gittik.Alberto ve ben pencereden görülen o muhteşem manzaraya baktık.Batan güneşin son ışıklarıydı.Mondrian perdeleri kapattı ve artık bunu görmek istemediğini söyledi...



 



Ondaki bu değişme,altüst oluş beni hep üzdü.Ve modern sanatın sonradan yarattığı bu gariplikler,doğayı ihmal eden ve onun karşısında körleşen sözde entelektüellerin düzenlemeleri...Bunun içindir ki her zaman kendi tarzıma kıyasıya bağlı kaldım.ve resmin,her şeyden önce bir teknik olduğunu ,tıpkı odun biçmek herhangi bir yerde bir duvarda ya da toprakta gedik açmak gibi bir teknik olduğuna inandım.



 



Bu durum modern şiir için de geçerlidir.Hiçbir şey anlamıyorum modern şiirden.Bununla birlikte çok büyük şairler tanıdım.Örneğin bizim günümüzde bir kahraman yakın dostum Rene Char.Büyük klasik yapıtların duru güzelliğini,örneğin Pascal'ı ve özellikle,itiraflar'ını başucumdan hiç ayırmadığım Rousseau'yu her zaman modern şiire yeğledim.Onlarda buldum,büyük klasik ressamlarda da görülebilen o aydınlığını,Poussin'de hemen kendini gösteren bu elmas saydamlığını.Terk edilmişti Mozart'ta gördüğümüz,Rilke'nin de can attığı o aydınlık .



 



Resmimi anlatmayı hiç sevmedim,kendimi anlatmak yerine dünyayı resmimle anlatmayı yeğledim .



 



Her zaman bana örnek oldu;her şeyi açıklayabilen kişi oldu.Resim ve müzik birbiriyle kaynaşır,ikisi de aynı şeyden söz ederler,aynı titreşime ulaşmaya çalışırlar.Bu yetkinliğe ulaşmak istedim her zaman.Ne hayran olduğum Bach,ne de Beethoven,beni Mozart kadar yücelere ulaştırabildi.



 



Mozart'ın anlattığı,insanların tüm tarihidir,onların içtenlikleri ve yücelikleridir.Bunu en doğru olana,neredeyse insanın elini kolunu bağlayan bir yalınlıkla dokunarak yapar;aslında sanatında öylesine bilgili ,öylesine güçlüdür ki fark edilmez ve bu ustalığı dünyanın lirik şarkısını tüm çıplaklığıyla sunar bize.Resimde de bu yalınlığa erişmek gerekir.Tüm insanlarla bu kaynaşmayı,onları yüce kılan bu evrenselliği amaçlamak gerektiğini her zaman söyledim kendi kendime.Mozart dinleyerek dinlenirken,renklerinkine benzeyen bir heyecan yelpazesinin tüm basamaklarını duyumsarım;mizahı ,yakınlığı,mutluluğu,mutsuzluğu,şefkati,merhameti,acıyı...Evrensel devasa bir hazinedir onun eriştiği.Ben de alçakgönüllülükle bu kuyuya erişmeyi amaçladım çoğu kez,inançlarımdan sapmaksızın.



 



Piero della Francesca'nın freskolarıyla buluşuyordum.Kimse tanımıyordu o zamanlar ,dehası anca yeni keşfedildi.Onun freskolarıyla başbaşa kalmak gerçeküstü bir şeydi sanki,sahici resme,resimlerin en yücesi olduğunu sezinlediğim yapıtlarına tümüyle vermiştim kendimi.dünyanın gizemine eriştiğimden emindim .Geçlik yıllarım böyle geçti sürekli münzevi çıraklık içinde. Yalnızlığın tadı resmin gizemine,onun derinliklerine tek başına erişme arzusu,bu dönemden kaynaklanıyor.



 



Benim soyunmuş genç kızlarımın cinsel arzuları kamçıladığı iddia edildi.Aslında bu niyetle yapmadım o tabloları;böyle bir şey bayağı ya da geveze kılardı onları.Tam tersini yapmak, bir sessizlik ve derinlik halesiyle sarmalamak,çevrelerinde bir baş dönmesi yaratmak istedim.Bundan dolayıdır ki melekler gibi gördüm onları ben,başka bir yerden,gökyüzünden,bir idealden gelen yaratıklar gibi gördüm;birden aralanıp zamanı boydan boya geçmiş ve bunun görkemli,sihirli izini bırakmış bir yerden gelen varlıklar ya da düpedüz ikona imgeleri gibi.                    



 



 



 



Balthus BİR YAZ…

## Sıkça Sorulan Sorular

### Balthus kimdir?

Balthus (1908-2001), asıl adıyla Balthasar Klossowski, Polonya kökenli bir ailenin çocuğu olarak Paris'te doğan ressamdır. Modern resmin öncü akımlarının hiçbirine katılmamış; İtalyan primitiflerinden, Cezanne'dan, Bonnard'dan ve Uzakdoğu resminden beslenen figüratif üslubunu ömrü boyunca korumuştur. Buna rağmen Picasso, Giacometti gibi sanatçılar ve dönemin önemli eleştirmenleri onu 20. yüzyılın en iyi ressamlarından biri saymıştır. Yazı, Alain Vircondelet'nin derlediği anılarından alıntılar içerir.

### Balthus hangi sanat akımına bağlıydı?

Hiçbirine. Balthus, kübizmden gerçeküstücülüğe modern akımların yükseldiği bir yüzyılda bilinçli olarak bağımsız kalmış, figüratif geleneği sürdürmüştür. Gerçeküstücülüğü hiçbir zaman bir dayanak olarak kullanmamış, mesajını özümseyip kendine dönüştürmüştür. Picasso hayranlarının akıma katılmayan ressamları gerici ilan ettiği dönemde kendi kabuğuna çekilmiş; gerçek çağdaşlığın geçmişin yeniden yaratılmasında, eski ustaların deneyiminden hareketle keşfedilen özgünlükte boy verdiğini savunmuştur.

### Balthus genç kız resimlerine yönelik erotizm yorumlarına nasıl yanıt verir?

Balthus, tablolarına yapılan erotik yorumları kesinlikle reddeder. O resimleri arzuları kamçılamak niyetiyle yapmadığını, tam tersine figürlerini bir sessizlik ve derinlik halesiyle sarmalamak istediğini söyler. Genç kızlarını melekler gibi, başka bir yerden, bir idealden gelen varlıklar ya da ikona imgeleri olarak gördüğünü anlatır. Amacı düşü değil, düş kuran genç kızı ve onun içinden geçeni, o başka iklimi resmetmektir; dikizciliği değil, varlığın gizini arar.

### Balthus resmi neden bir zanaat olarak görür?

Balthus'a göre resim, bir ırgatın ya da köylünün işi gibi fiziksel emek isteyen bir zanaattır; çukur açmaya benzer. Çağdaş resmin yanılgılarını bu emek yoksunluğuna ve zorunlu sessizliğin umursanmamasına bağlar. Resim uzun bir süreçtir: her renk, tıpkı bir müzik notası gibi ancak diğer renklerle bir araya gelince doğru sesi verir. Bir tabloyu yaklaşık on yılda bitirmesiyle ünlenen ressam, bu yavaşlığı resmin vazgeçilmez koşulu sayar.

### Balthus'a göre desen çalışmasının önemi nedir?

Balthus deseni 'yüce bir gerçeklik ve kendini zora koşma okulu' olarak tanımlar; doğaya ve onun en gizli geometrisine en yakın olunan yerdir. Resme hayal gücü ve mizansen karışabilirken desen sanatçıyı özün peşine düşmeye zorlar: yüzün ya da bedenin görünüşlerinin arkasına geçmek gerekir. Ona göre desen daha çetin, belki daha mistik bir çalışmadır; bazen birkaç çizgi yeter ve ateş, o geçici parıltı, yakalanmış olur.

### Balthus'u en çok etkileyen ressamlar kimlerdir?

Gençlik yıllarında freskleri karşısında münzevi bir çıraklık dönemi geçirdiği Piero della Francesca, Balthus için sahici resmin doruğudur; Masaccio ile birlikte onun 'ruhun ressamı' kimliğinin kaynağıdır. Cezanne'ın nesnenin özüne dönük yaklaşımı, Bonnard'ın rengi ve Poussin'in elmas saydamlığındaki aydınlığı da onu besler. Portre sanatında Holbein, Cranach ve Le Nain kardeşleri uzun uzun inceleyip kopya etmiş; Uzakdoğu ve büyük Çin resminin devinimsiz sessizliğine hayranlık duymuştur.

### Rilke'nin Balthus'un hayatındaki yeri nedir?

Şair Rainer Maria Rilke, Balthus'u daha on beş yaşındayken tanımış ve yönlendirmiştir. Ona gündüzün geceye dönüştüğü aralık anlamına gelen 'Crac' imgesini armağan etmiş; resmin harikulade dünyasına, hakiki gerçekliğe bu dar yarıktan geçerek ulaşmasını, ama orada tıkanıp kalmayıp 'harikulade güzellikleri' gün ışığına çıkarmasını istemiştir. Balthus portrelerini hep bu eşiğe, görünenin ötesindeki gizli mekâna erişebilecek biçimde kurduğunu anlatır.

### Balthus için Mozart neden bu kadar önemlidir?

Balthus, Mozart'ı dua eder gibi dinlenmesi gereken bir sanatçı olarak görür; çünkü onun müziği dünyanın gizli titreşimlerini yakalamıştır. Mozart insanlığın tüm tarihini, neredeyse elini kolunu bağlayan bir yalınlıkla anlatır; ustalığı fark edilmeyecek kadar güçlüdür. Balthus resimde de aynı yalınlığa, aynı evrenselliğe erişmeyi amaçladığını söyler. Ne Bach ne Beethoven onu Mozart kadar yücelere ulaştırabilmiştir; resim ve müzik onun için aynı titreşime çalışan kardeş sanatlardır.

### Balthus gerçeküstücülüğe neden mesafeliydi?

Balthus'a göre gerçeküstücülerin otomatik yazıları ve 'leziz kadavra' oyunları sanat değil, olsa olsa alıştırma ve eğlencedir; çünkü resim, tekniğin ötesinde metafizik bir yaklaşım ve gerçek bir çilekeşlik ister. O, bilinçaltı kırılmalarını kaos etkileriyle değil, bir yapı ve düzen içinde görünür kılmayı amaçlamıştır. Bununla birlikte Miro'yu akımdan uzaklaşmayı bildiği, mizahı ve insan gerçeğini taşıyan biçimleri için sever; Dali'nin ilk dönem özenli işlerini de ayrı tutar.

### Henri Michaux kimdir?

Henri Michaux (1899-1984), Belçika doğumlu Fransız şair ve ressamdır; Balthus'un yakın çevresindeki yaratıcı isimlerdendir. Şiirlerinde insanlık durumuna karamsar bir gözle bakmış, gerçek yaşamın boşluğu karşısında düş gücünün zenginliğine yönelmiştir. Resimde erken dönemde otomatizmden hareketle ruhsal imgeler kullanmış, siyah fon üstüne guvaşla çalıştığı 'Hayaletler' dizisi Art Informel'in öncü örneklerinden sayılmıştır. Balthus, düşlerin mekânını malzemeyle aktarma arayışında Michaux'nun denemelerinden esinlenmiştir.

### Balthus bir tabloyu neden yıllarca çalışırdı?

Balthus için tuvale harcanan zaman, tanrısal esine ulaşmanın yoludur; resim, Tanrı katından birkaç parıltı devşirmenin aracıdır. 'Bir Yaz Gecesi Rüyası' adlı tablosunun oluşumunu anlatırken bu sabırlı olgunlaşmayı örnekler: hiçbir şey istediği gibi olmayınca her şeyin üzerine yeni bir zemin çekip sıfırdan başlamış, çıplak bedenin ışığının ay ışığını gerektirdiğini ancak zamanla görmüştür. Tablo ne zaman biter? Artık hiçbir fırça dokunuşunun onu değiştiremeyeceği anda.

### Balthus'a göre sanatın tanımı nedir?

Balthus sanat için 'yenik düşürülmüş zaman' der ve bunun belki de en iyi tanım olduğunu ekler. Tablo, geçip giden zamanın yıkımından koparılmış bir andır; ele geçirilmiş bir ölümsüzlüktür. Ressam bu serüvende bir kahraman değil, sadece bir eldir, ulaştıran daracık bir köprüdür; sanatçı Lascaux mağarasından beri süren bir zincirin halkasıdır. Bu bakışta resim kendini anlatmanın değil, dünyayı anlatmanın ve onu yeniden büyülü kılmanın aracıdır.

### Figüratif resim ve desen eğitimi atölyede nasıl işleniyor?

Özge Koz Sanat Atölyesi'nde eğitim, Balthus'un da savunduğu zanaat temelinden başlar: karakalem kursu ve temel resim eğitiminde gözleme dayalı desen, oran ve ışık-gölge çalışılır; yağlı boya kursunda renk ilişkileri ve katmanlı boya tekniği bu temelin üzerine kurulur. Birebir resim derslerinde ise öğrencinin kendi ritmine göre ilerleyen bir program izlenir. Ayrıntılar için atölyeyle iletişime geçebilirsiniz.

